İçeriğe geç

Mingitav

Çok sevdiğim Türk halklarından biri olmasının yanı sıra, soy bakımından büyük kesimiyle kuzen olduğum Karaçay-Balkar Türkleri hakkında yazmak istedim. “Kuzen” meselesine başka bir yazıda değinirim ancak, daha öncesinde gelin beraber Karaçay-Balkar Türkleri hakkında biraz bilgi edinelim.

Karaçay-Balkar Türklerinin Sarmatlar, Sibirya İskitleri, Asya ve Avrupa Hunları, Göktürkler, Hazarlar, Bulgarlar ve Macar fetihçileriyle direkt olarak genetik devamlılığı bulunmaktadır. Dilleri ise Kıpçak Türk dil grubunda kabul ediliyor. Tarihsel, dilsel kaynaklar ve günümüzde yapılan DNA çalışmaları birbirini doğrulamaktadır.

Rusya’ya bağlı Karaçay-Çerkes Özerk Cumhuriyeti’nde ve Kabardey-Balkar Özerk Cumhuriyeti’nde yoğun olarak yaşamaktalar. Karaçay Çerkes Özerk Cumhuriyeti’nde nüfus büyüklüğü açısından birinci sıradaki etnik kimlik Karaçay Türkleridir. Sadece video ve fotoğraflardan görebildiğim bu güzel ülkeye bir gün mutlaka gitmek istiyorum. Kuzey Kafkasya’nın mükemmel doğası bu bölgelerde çok fazla tahrip olmamış. Sebebinin sadece sanayinin fazla gelişmemesi olduğunu düşünmüyorum. Bölgede yaşayan insanların inanç ve kültüründe doğaya karşı üst düzey bir saygı var. Zaten inanç ve kültür tahrip olmaya başladığında, geri kalan her şey hızlıca tahrip olmuyor mu?

Türkiye, Rusya, Azerbaycan, Orta Asya’daki diğer Türk Cumhuriyetleriyle; ABD ve Avrupa’nın çeşitli ülkelerinde Karaçay-Balkar nüfusu bulunuyor. Tahmini olarak şu an dünyada sayılarının 700.000 kadar olduğunu söyleyebiliriz.

Kuzey Kafkasya bölgesi, etnik ve kültürel açıdan oldukça çeşitlidir. Yaşadıkları bölgedeki diğer halklarla barışçıl şekilde kültürel etkileşime girmişlerdir. Yarım asır boyunca süren (1817–1864), Kuzey Kafkasya halklarının Ruslara karşı verdiği direnişte ön saflarda kahramanca savaşmışlardır. Aynı zamanda Osmanlı Devleti’nin bu coğrafyada Ruslarla yaptığı her savaşta, Osmanlı Devleti’nin tarafında savaşa dahil olmuşlardır. Savaşçı pratikleri yüksek olduğu için, 1864 sonrası Osmanlı’ya göç eden Karaçay-Balkar Türkleri Osmanlı ordusunda değerlendirilmiş ve çeşitli komuta kademelerinde görev almaları için eğitilmişlerdir.

Tarihsel ve kültürel anlatılarda “Elbruz Dağı’nın bir yamacında Karaçaylar, diğer yamacında Balkarlar yaşar.” şeklinde geçer. Elbruz Dağı, yükseltisi sebebiyle yazın bile karları erimeyen, oldukça heybetli bir dağ. Gerek Karaçay-Balkar Türkleri, gerekse coğrafyadaki diğer halklar için özel bir yeri bulunuyor. Masallarda, şarkılarda yer veriliyor. En bilinen Karaçay halk türküsünün ismi de  Mingitav(Elbruz).

İYNAR Öbeği – Mingi Tau (HORAYDA)

Sen kökge cete miyikse (Sen göğe ulaşacak kadar yücesin)

Kafkaz tavlanı içinde (Kafkas dağlarının içinde)

Miyala kibik cıltıray (Cam gibi parıldayarak)

Kanga buzlarıng üsüngde(Ağaç gibi buzların üstünde)

Üsüngde bardı ak tonung (Üstünde vardır beyaz kürkün)

Sen cay da kış da kiyese (Sen yaz-kış giyiyorsun)

Kün buzulurga tebrese (Hava bozmaya başlasa)

Boran eterge süyese (Fırtına çıkarmayı seviyorsun)

Kün aruv çuvak turganlay (Gün güzel ve berrak iken)

Tohtamaydı boranıng (Fırtınaların dinmiyor)

Çay da kış da erimeydi (Yaz-kış erimiyor)

Üsüngdegi buzlarıng (Üzerindeki buzların)

Karnı buznu ciyuvçu (Karı ve buzu toplayan)

Başınga bulut konuvçu (Başına bulut konan)

Tögereginge cıyılıp basınıb (Etrafına yığılıp doluşup)

Tavlula karab toymavçu (Dağlıların bakıp doyamadığı)

Senden sora kaysı tavdu (Senden başka hangi dağdır)

Aruvluk bila bay bolgan (Güzelliği ile zengin olan)

Başı kış bolub, beli caz bolub (Zirvesi kış olup, yamaçları bahar olup)

Eteklerinde cay bolgan (Eteklerinde yaz olan)